Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Proyellow Lazer

PROYELLOW LAZER LEKE ve DAMAR TEDAVİSİ

         

585 nm Pro Yellow (sarı ışık) Lazer yüzde sürekli artan lekelerin ve oksihemoglobin içeren arteriyal ve venöz kaynaklı deri yüzeyine dağılmış ince kılcal damarların sinerjik etki ile yok olmasını sağlayarak tedavi eder.

Pro Yellow Lazer her tip deri rengine uygulanabilir, kalıcı bir yan etki riski yoktur, uzun iyileşme süreçleri gerektirmez, hasta açısından son derece konforludur. Pro Yellow Lazer tedavisinin ardından oluşan kızarıklık çok hızlı kaybolur. Pro Yellow Lazer tedavisi ağrısız ve acısızdır, uygulanan kişinin günlük hayatını uzun süre engellemez.
Pro Yellow Lazer tedavisinden beklenebilecek başlıca sonuç, uygulama bölgesindeki kılcal damarların ve lekelerin öncelikle renklerinin koyulaşıp kaybolmasıdır.

Yüzdeki kılcal damar genişlemeleri güneşli iklimlerde yaşayan açık tenli kimselerde çok görülen bir sorundur ve genellikle lekelerle birlikte artış gösterir, kremler bir çözüm değildir, spesifik lazerler ile tıbbi tedavi gerektirir.

Kadınlar özellikle damarsal genişleme durumunun ve zamanla koyulaşan lekelerin ciddi estetik sorunlara yol açtığını, makyaj ile kapatamadıklarını belirterek sosyal çekince yaşamaktadır.

Yüzdeki damarlanma artışı güneşle sık temas, alkol alımı, uzun süre kortizonlu krem kullanımı ya da ağızdan kortizonlu ilaç alınması, sık tekrarlanan ekzemalar, rozasea gibi bağ doku hastalıklarında daha sık görülür. Bazen de doğumsal damar genişlemeleri de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar. Deri rengi çok açık olanlarda damarsal sorunlar daha sık görülür.

Yüz bölgesi yerleşimli damarlanmalarda ve lekelerde tedavi için en ideal zaman sonbahar, kış aylarıdır. Derinin en açık renkli olduğu dönemde işleme başlanması ve devam edilmesi esastır.

LEKE, DAMAR ve VEGF OLUŞUMU KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Yüzdeki kılcal damar şikayeti çok yaygın bir sorundur ve toplumda yaklaşık %15 oranında görülür.  Çocuklarda bile %2 oranında kılcal damar şikayeti bulunmaktadır. Genellikle açık tenli insanlarda ortaya çıkar. Yüz bölgesinde, kılcal damar şikayetleri telenjiektazi denilen 0,1-1 mm çaplı ince damarların artışı şeklinde spider nevüse dönüşebilecek şekilde ortaya çıkabilir. Bazen de cilt beni (cherry angioma) görünümünde kılcal damar genişlemesi olarak görülebilir.

LEKE, DAMAR ve VEGF OLUŞUMU NEDEN ORTAYA ÇIKAR?

Yüz bölgesinde görülen kılcal damar şikayetleri, en çok hassas cilt yapısına, güneş ışınlarının hasarına, rozase hastalığına, metabolik ve romatizmal hastalıklara, aşırı östrojen, alkol, kronik kortizon kullanımı, travma veya genetik hastalıklara bağlı olabilir. Burun ameliyatlarından sonra burunda kılcal damarlarda artış olabilir.

LEKE, DAMAR ve VEGF OLUŞUMU NEDEN TEDAVİ EDİLMELİDİR?

Yüzdeki kılcal damarların tedavisi yapılmazsa kılcal damar genişlemeleri kendiliğinden geçmez. Yüzdeki kılcal damar genişlemeleri ciltte hassasiyet, yüzdeki kırmızı lekeler, yüz kırmızılığı sebebidir. En başarılı tedaviler lazer tedavileridir.

LEKE, DAMAR ve VEGF OLUŞUMU TEDAVİSİNDE GEÇMİŞTE HANGİ LAZERLER KULLANILDI?

  • Long pulsed Nd:YAG lazer 1064 nm
  • Pulsed dye lazer 595 nm-585 nm
  • KTP lazer 532nm

 

Daha önceleri kullanılan buz ve elektrik cerrahisi de kılcal damar tedavisinde başarılı olmamıştır.

 

LEKE, DAMAR ve VEGF OLUŞUMU NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Günümüzde kılcal damar ve leke tedavisi 585 nm Pro yellow lazer cihazlarıyla başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

LEKE, DAMAR ve VEGF TEDAVİSİNİ ETKİ MEKANİZMASI NEDİR?

Lazerler kılcal damarın içinden geçen kanda bulunan oksihemoglobin adlı maddeyi etkiler. Yoğun şekilde kanda bulunan oksihemoblobin lazerin etkisi ile ısınır. Damarın içinden geçen kanın aşırı derece ısınması yüzünden zarar gören damarlar zaman içinde kaybolurlar. Damar ne kadar genişse, içindeki kan miktarı ve oksihemoglobin daha fazladır. Bu yüzden kalın damarlar ince damarlara göre lazer tedavilerinden daha kolay etkilenir.

 

LEKE, DAMAR ve VEGF TEDAVİSİNİ ETKİ MEKANİZMASI NEDİR?

 

İşlem sırasında kılcal damarlara lazer ışığı atılır. Atılan lazerin cinsi ve dozu önemlidir. Tedavi sırasında geçici olarak damarların koyulaşması, kaybolması veya renk değiştirmesi lazerin etkili olduğu anlamına gelir.

 

PRO YELLOW LEKE, DAMAR TEDAVİSİ KAÇ SEANS SÜRER?

Kılcal damarın ve VGEF kaynaklı lekelerin cinsi, kalınlığı, yerleşimi ve nedenine göre değişir. Spider anjiom (örümcek beni) olarak adlandırılan bene benzer kılcal damar tedavilerinde genellikle tek seansta hemen sonuç alınmaktadır. Oysa yüzde yaygın şekilde görülen ince kılcal damar tedavileri en az 2-3 uygulama gerektirmektedir. Yüzdeki kılcal damar tedavilerinde seans aralıkları 3 haftadır.

 

LEKE, DAMAR TEDAVİSİNDEN SONRA NE BEKLEMELİDİR?

Tedavi neticeleri ikinci veya üçüncü kontrol seansından sonra daha iyi ortaya çıkmaya başlar. Burun kenarındaki ince kılcal damarların yok olması değil hafiflemesi beklenmelidir. Kalın damarlar daha kolay kaybolur. Burun üstündeki kılcal damarlar lazer tarafından kolayca etkilense bile çok ince damarların kaybolmaları daha uzun seanslar gerektirebilir. Yaygın cilt kızarıklığı olanlarda Thulium ve Erbium gibi yüzeye ve derine etkili lazerleri birlikte veya dönüşümlü kullanmak daha kısa sürede ve daha iyi sonuç alınmasını sağlar. Şiddetli yüz kızarıklığı ve yaygın kılcal damarı olan kişilerde tedavi bittikten sonra 3-6 ayda bir idame seanslarının yapılması hastalığın tekrarını engeller ve daha iyi sonuç alınmasını sağlar.

 

LEKE VE DAMAR TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?

Lazerle kılcal damar tedavisinden sonra yüzde hafif bir pembelik olur. Genel olarak birkaç saat içinde geçer. Çok yaygın kılcal damar varsa yarım gün süren hafif bir ödem görülebilir. Genel olarak kabuk ve yara beklenmez. Normal koşullarda 585 nm Pro Yellow lazer ile iz kalması beklenmez. Klasik diğer leke ve damar tedavilerinde gördüğümüz koyu kalın kabuklanma görülmez. Lekeler ortalama bir hafta içinde kabuk atmadan solarak kaybolmaktadır.

 

 

LEKE VE DAMAR LAZER TEDAVİSİNDEN SONRA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Kılcal damar ve leke tedavisi yaptıranlar işlem sonrası güneş koruyucu kullanmalıdır. Güneş koruyucu kullanmanın dışında, yaz aylarında güneşin dik olduğu öğlen saatlerinde güneş altında kalmamalı, şapka kullanmalı ve gölgede kalmaya özen göstermelidirler.

 

PRO YELLOW LEKE, DAMAR LAZERİNİN ETKİSİ NEDİR?

Bu lazerin en büyük avantajı, sadece cildi beyazlatmaya değil aynı zamanda kırmızı burun, yüz kızarıklığı, kırmızı akne izleri, pigment lezyonlarını tedavisidir. Cilt tonusunda anında iyileşme ve beyazlama sağlar. Cerrahiyi takiben kırmızı lekeleri ve izleri tedavi etmesi, küçük kırışıklıklar yok etmesi ve lifting etkisiyle cildi gençleştirir. VEGF’ ni inhibe etmesiyle Melazma’ ya karşı özellikle etkilidir.

 

PRO YELLOW LEKE, DAMAR TEAVİSİ GÖREN HASTA GRUBU KİMLERDİR?

Bu tedavi son derece hızlıdır ve yoğun çalışma temposu olanlar için son derece popülerdir, çünkü öğle yemeği sırasında bile tedavi yapılabilir ve günlük hayatı ciddi şekilde etkilemez, tedavi sonrası oluşabilecek kızarıklık organik bazlı kapatıcılarla kapatılabilir. İşlem çok hızlıdır ve cildi soğuttuktan sonra makyaj yapabilir, tıraş olunabilir.

İDEAL OLAN DAMAR LEKE TEDAVİSİ KOMBİNASYONU NEDİR?

Fraksiyonel Thulium 1219 nm, fraksiyonel Pro Yellow 585 nm, fraksiyonel Erbium 1540 nm ve ek olarak geniş gözenek ya da akne izi durumunda fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazer ile melazma tedavisinde kombine lazer tedavisi uygulamak lekelerin ve telenjiektazilerin açılmasının hızlanmasını ve tedavi etkinliğinin uzun süre korunmasını arttırır.

585 nm derinlikte etkinlik gösteren sarı ışık lazer ile yüz bölgesinde yerleşmiş kılcal damarlar ve lekeler üzerinde, daha az enerji harcayarak daha iyi sonuç elde etmek mümkün olmaktadır. 585 nm Pro Yellow sarı ışık lazer ile her tip deri rengine, yan etki riski olmadan, uzun iyileşme süreçleri gerektirmeksizin tedavi planlamak hem hekim hem de hasta açısından konfor sağlamaktadır.

Pro Yellow – Sarı ışık lazer tedavisinin hemen ardından oluşan kızarıklık saatler içinde geçmekte, uygulanan kişinin günlük hayatını bloke etmeden yaşamına devam etmesini sağlamaktadır. Tedavi planı içinde güneş koruyucuların doğru kullanımını sağlamak tedavi yanıtının daha iyi olmasını sağlamak için gereklidir. İdeal güneşten korunma ancak koruyucu kremlerin 3-4 saatte bir tekrarlanması ile sağlanır. İşlem süresi yaklaşık 15 dakikadır. Genellikle 3 ve üzeri seans planlaması yapılmaktadır.

 

PRO Yellow Lazer ile tedavisinin uygulama durumları:

  • Yüz bölgesi yerleşimli kılcal damarlar
    •Melasma (Maske yüz)
  • Cherry angioma (Çilek benler)
    •Telenjiektazik lezyonlar (Kılcal damarlar)
    •Hemanjioma (Damarsal benler)
    •Lentigo (Yaşlılık lekesi)
    •Rosea (Kırmızı yüz)
  • Port wine stain (Şarap lekesi)
    •Post acne eritem (Akne sonrası kalan lekeler)
    •Postinflamatuar hiperpigmentasyon (Enfeksiyon sonrası kalıcı leke)
    •Acne rozasea (Gül hastalığı, kırmızı yüz)
    •Spider nevüs (Örümcek ağı)

 

LEKE, DAMAR ve VEGF OLUŞUMU ARASINDA İLİŞKİ NEDİR?

Anjiogenez, daha önce mevcut olan damarların endotel hücrelerinden kaynaklı yeni damar oluşumu ile karakterize süreçtir. Bu yeni yapılanma, canlıların üremesi veya yara iyileşmesi gibi durumlarda organizmanın yararına iken kanser oluşumu gibi patolojilerde kontrolden çıkarak organizmaya zarar verir.

 

Vasküler Endotel Büyüme Faktörü (VEGF), özellikle endotel hücreleri için özgül etkilere sahip olan temel proanjiogenik multifonksiyonel bir büyüme faktörü ailesidir.

VEGF ailesi, endotel hücresinin proliferasyonuna, migrasyonuna ve differensiasyonuna sebep olur.

 

Trombosit Kaynaklı Büyüme Faktörleri (PDGF) süperailesinin önemli bir üyesi olduklarını ortaya konan bu aile aynı zamanda VEGF ailesinin VEGF-A (Human-VEGF), VEGF-B, VEGF-C, VEGF-D, VEGF-E ve Plasenta büyüme faktörü (Placenta growth factor; PlGF) adı verilen altı üyeden meydana geldiği gösterilmiştir.

 

VEGF ailesi ilk keşfedildiğinde, kobay derisinde bir vasküler sızıntı başlattığı için Vasküler Permeabilite Faktörü olarak adlandırılmıştır.

 

Damar gelişimi iki farklı şekilde meydana gelir:

  • Vaskülojenez, embriyoda endotel hücre öncülerinin farklılaşması ile damar oluşumudur.
  • Anjiojenez ise daha önce oluşmuş damarlardan yeni damarların gelişimidir.

 

Erişkinde anjiojenez, kadınların üreme döngüsü, kıl büyümesi ve kan basıncı düzenlenmesini içeren normal biyolojik fonksiyonlar için gereklidir. Normal biyolojik fonksiyonlar dışında iskemi, inflamasyon ve tümör gelişimi gibi bazı patolojik durumlarda da anjiojenez görülür. Eksüdatif yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD), kanser, psöriazis, romatoid artrit, proliferatif retinopatiler gibi hastalıkların gelişiminde anjiojenez hastalığın seyrini kötüleştirecek şekilde rol oynarken kalpte damarların yeniden şekillenmesi ve yara iyileşmesi sırasında oluşan anjiojenezis ise hastalığın serini iyileştirecek şekilde etki eder.

 

LEKE VE REJUVENASYON TEDAVİSİNDE PRO YELLOW LAZER’İN YERİ NEDİR?

Histolojik açıdan ailesel lekelenme eğiliminin göstergesi olan melazmatik ciltler, artmış pigment üretimine ve birikimine bağlı olduğu düşünülen dermal ve/veya epidermal melanin artışı ile karakterizedir.

Melazma vücudun güneşe maruz kalan kısımlarında olmak üzere, genellikle yüzde maske şeklinde simetrik olarak ortaya çıkan açık-koyu kahverengi harita gibi alaca bulaca pigmentasyon bozukluğu ile karakterize edinsel, kronik bir hiperpigmentasyon hastalığıdır. Genellikle orta yaş kadınlarda görülür. Özellikle de Latinler, Afrikalılar, Afro Amerikalılar ve Asyalılar gibi Fitzpatrick cilt tipi IV-V arasında olan bireylerde daha fazla görülür. Melazma derin psikolojik ve sosyal stres yarattığından yaşam kalitesini ve ruh sağlığını ciddi şekilde etkiler.

Melazma etkeni olarak patogenezde birçok faktörün rol oynadığı iddia edilse de asıl etken bilinemediğinden melazma hastalığının genetik yatkınlık sonucu idiyopatik (etkeni bilinmeyen) olduğu kabul edilmiştir. En sık tanımlanabilen risk faktörleri koyu Fitzpatrick cilt tipleri (özellikle >III), güneş maruziyeti, gebelik, oral kontraseptifler ve antiepileptikler gibi fototoksik ilaçlardır. Melazmanın otoimmün tiroid hastalıkları, ovaryan disfonksiyon, karaciğer hastalıkları ve kozmetik nedenlerle bağlantısı da ortaya konmuştur.

Melazmalı ciltlerden yapılan biyopsilerde melanosit ve melanofajlarda artış saptanmış; bazı çalışmalarda ise hipertrofiden çok hiperaktiviteyi düşündürecek şekilde melanosit sayısı sabitken dendritik çıkıntılar ve melanozomlarda belirgin artış gözlenmiştir.

 

Melasma biyopsi örneklerinin sağlam dokuya göre daha fazla vasküler endotelyal büyüme faktörü üretimi salınımına sahip olduğunu saptanmıştır. Melazma’daki hasarlı bazal membranın, dermis içine artmış melanin penetrasyonu ve melanosit projeksiyonuna izin vereceği düşündürmektedir.

 

Melazmaya benzerlik gösteren post inflamatuar hiperpigmentasyon (PIH) ise kutanöz hastalıklar ve tedavi gibi çeşitli nedenlere bağlı inflamasyon sonucu meydana gelen edinsel bir pigmenter bozukluktur. PIH oluşumunda asıl patoloji bazal hücre tabakasının zedelenmesi ve melanofajların bir süre kalacak şekilde üst dermiste birikmesidir.

 

PIH ile ilişkilendirilen durumlar arasında akne, follikülit, liken planus, herpes zoster ve egzama bulunmaktadır. Lekelenmeler travmaya, medikasyona veya lazer tedavisine bağlı olarak da meydana gelebilir. PIH erkek ve kadınlarda eşit oranda görülür ancak cilt tonu koyu olanlarda daha sıktır. PIH genellikle aylar bazen yıllar arasında değişen sürelerde kalıcılığını korur.

 

Kronik inflamasyon sonucu salınan araşidonik asit, prostoglandinler ve lökotrienler de melanositleri melanin sentezini stimüle ederler.

 

Melazma ve PIH tek bir zamandaki aşırı melanin üretimine bağlı bir statik pigment depolanma dönemi değil de hücrelerin hiperaktivitesine bağlı dinamik ve kronik bir süreç olduğundan, tedavisini kalıcı olarak sağlamak oldukça zordur.

 

Melazma ve PIH tedavisinde yüksek geçerliliğe sahip, güvenli ve etkili bir tıbbi yöntemin olmayışı, medikal açıdan kombinasyon tedavilerine ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tekli tedavi yaklaşımları hastaların çoğunda başarılı olamadığı gibi uzun süren etkilere sahip değillerdir. Kombine lazer tedavileri optimum sonuçların alınması için şarttır.

 

Melazmada sadece melanin yapımını baskılayan topikal ilaçlar kullanılarak renk açılması geçici olarak sağlasa da bırakıldıklarında kısa süre sonra leke eski haline  döner. Topikal leke giderici kremler genellikle tedavi değil sadece geçici baskılanma sağlar.

 

Melazma tedavisinde Electri gibi süksinat içeren mezoterapik tirozinaz inhibitörleri ajanlarla birlikte cildi onaran anti- oksidan içerikli serumlar ve kremler tercih edilmesi tedavi etkinliğini arttırır.

 

Lazerler (Light Amplification by Stimulated Emission of the Radiation) yüksek yoğunluklu monokromatik koherent ışın kaynaklarıdır. Dalga boyu, ışın özellikleri, penetrasyon gibi özellikleri ve tedavi edilen lezyonun yapısına göre değişen birçok farklı cilt probleminin tedavisinde kullanılabilirler. Hedef pigmentli hücreye termal relaksasyon süresinden daha kısa bir anlığına spesifik bir dalga boyunda enerji gönderilmesi durumunda bu enerji hedefte sınırlı kalır ve etraf dokuya daha az zarar verilir. Lazerler tedavi edilen pigmentli hücreye özgü dalga boyunda ışınlar yaymalı ve absorbe edilme oranı en yüksekte tutulmalıdır. Melanin absorbsiyonu dalga boyu uzadıkça düşer, fakat daha uzun dalga boyu daha iyi cilt penetrasyonu demektir. Kısa dalga boyları (<600 nm) pigmente hücreleri düşük enerji akımıyla hasarlarken ciltte minimal termal hasarla ablasyon yaparlar. Uzun dalga boyları (>600 nm) daha derine penetre olur fakat melanozom hasarı yapabilmek için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar, ciltte kalıcı hasarlar meydana getirebilirler. PIH meydana gelmesi bu tip lazerlerin inatçı melazmalardaki kullanımını kısıtlar.

 

Melazmalı hastalarda normal deriye göre melazmalı alanda melanositlerin dendritleri artmıştır. 585 nm Pro Yellow Lazer epidermiste melanositlerde dendritlerini azaltır. Ayrıca 585 nm dalga boyu ile melazmadaki patogenetik faktörlerden biri olan üst dermal vasküler pleksusuna da hasar verir. Çevreleyen dermise eşik altı hasar verilmesiyle kolajen formasyonunu stimüle edilir, daha parlak ve sıkı bir cilt oluşumu sağlanır. Thulium ve 585 nm Pro Yellow Lazer yüzde kılcal damar ve melazma tedavisinde en yaygın kullanılan lazerlerdir.

 

Dirençli melazmada hem epidermis hem de dermiste anormal pigmentlenme mevcuttur. Epidermisin aşırı melanin ve anormal melanositler barındıran kısmı ablatif lazerlerle tedavi edilir. Damar ve melazma tedavisinde 585 nm Pro Yellow Lazer kullanımı deri vaskülarizasyonunun melasma patogenezinde önemli bir rol oynadığı teorisine dayanır.

 

Melanositler pigmentasyon sürecinde görev alan vasküler endotelyal büyüme faktörü reseptorü 1 ve 2’yi eksprese ederler. Temel kullanım alanı vasküler lezyonlar olan 585 nm Pro Yellow Lazer, melazmanın vasküler komponentini hedef alarak melanosit stimülasyonu ve relapsları azaltır.  Melazma tedavisi sırasında çoğu melazmanın altında yaygın telenjiektazi ağı olduğunu, yüzü kızarmaya eğilimli hastalarda tedavilere yanıtın düşük ve PIH oranının yüksek olduğu bilimsel çalışmalarda ortaya konmuştur.

 

Fraksiyonel fototermoliz, multipl mikroskobik termal hasar alanları yaratılarak sağlam cildin büyük kısmının korunduğu etkinliğin düşürülmeden yan etki ihtimallerinin minimale indirildiği bir lazer tedavi metodudur. Korunan cilt iyileşme için rezervuar görevi görür. Fraksiyonel lazer tedavisinin birçok avantajı vardır. Teknik açık yara oluşturmaz. Tedaviden 24 saat sonra stratum korneum intakt olarak izlenmiştir. Bu sayede iyileşme hızlanmış, hiper/hipopigmentasyon gibi açık yaraya bağlı komplikasyonların önüne geçilmiştir. Fraksiyonel lazerler ile tüm cilt yüzeyi ablate edilmediğinden ideal derinliklere ulaşılabilir, bu da dermal melazma tedavisinde kullanımlarının etkili ve güvenli olmasını sağlar.

 

PIH oluşumu ablatif lazer tedavisini takiben daha sık görülse de fraksiyonel fototermolizin bir komplikasyonu olarak da seyrek de olsa ortaya çıkabilir. Fraksiyonel fototermoliz sonrası PIH oranı %0,73’tür. Tedavi dansitelerinin düşürülmesi ve lazer süresince soğutma cihazlarının kullanılması ile PIH riski düşer.

 

IPL ile melazmada başarılı tedaviler bildirilmesine karşın tekrar oranı yüksektir. IPL ile melazma tedavi edildikten sonra melazma açılır. Ancak 2 hafta sonra melanozomlar tekrar melaninle dolduğu ve melanositler aktive olduğu için leke 3-4 haftada geri dönmektedir. Etkinliği ve güvenilirliği düşük olduğu için günümüz koşullarında melazma tedavisinde IPL’ in yerinin olmadığı söylenebilir.

 

PRP (Trombositten Zengin Plasma); Otolog kanın normalin üstünde platelet konsantrasyonu içeren plazma fraksiyonudur. Bir büyüme faktörü kompleksi agonisti olarak görev yaparlar. Hem mitojenik hem de kemotaktik özellik gösterir. Trombositler tarafından yara iyileşmesinde etkisi kanıtlanmış 7 büyüme faktörü salgılanır. Bunlar; PDGF alfa- alfa, PDGF alfa-beta, PDGF beta-beta, TGF beta 1, TGF beta 2, vaskuler endotelyal büyüme faktörü, epidermal büyüme faktörüdür. Ayrıca TGF beta 1’in melanogenezisi inhibe edici özelliği bulunmaktadır.

 

PRP’ de tam kana oranla 30 kat daha fazla konsantrasyonda PDGF, 10 kat daha fazla konsantrasyonda EGF, 7 kat daha fazla konsantrasyonda TGF beta bulunur. PRP den salınan bu büyüme faktörleri mesenşimal kök hücre, fibroblast, osteoblast, endotelial hücreler ve epidermal hücrelerdeki reseptörlerine bağlanarak etki gösterir. PRP vücudun kendi hücrelerini dokuları canlandırmak ve yeniden yapılandırmak üzere stimüle eder, kollajen liflerini yeniden şekillendirir, kıvrım ve çizgileri yumuşatır. Dermatolojide; cilt gençleştirme, ince çizgiler ve kırışıklıkların tedavisi gibi birçok kozmetik uygulamanın yanında tamamlayıcı tedavi olarak uygulanmaktadır. Normalde kanın pıhtılaşmasından sonra α granüller 10 dakika içinde trombosit yüzeyine göç ederek içeriklerindeki büyüme faktörlerini sekrete ederler ve ilk 1 saatte %95’i salgılanmış olur. Bu nedenle işlem sırasında bu özellik dikkate alınmalı ve hazırlanan PRP ilk 10 dakika içinde uygulanmalıdır. Yapılan çalışmalarda PRP içeriğindeki trombosit konsantrasyonu ile mezenşimal kök hücre proliferasyonu ve farklılaşması arasında doz – cevap ilişkisi saptanmıştır. En ideal yara iyileşmesinin normal kandaki trombosit konsantrasyonuna göre PRP’nin en az 4-5 kat daha fazla trombosit içerdiğinde sağlandığında gerçekleştiği saptanmıştır. Rejevunasyon amaçlı kullanılan terapötik PRP’de en az 1 milyon trombosit bulunmalıdır. Tedavi bölgesine intadermal enjeksiyon ve napaj tekniği aynı anda uygulanmalıdır.

 

Akademik bir çalışmada PRP, ablatif lazer uygulama sonrası çok koyu renkli PIH gelişen hastalara 2 seans uyguladıktan sonra PIH şikayetinin ortalama %85 oranında gerilediği görülmüştür. Üçüncü seans sonrası hiçbir şikayeti kalmadığı ve PRP yapılan hastaların ciltlerinde meydana gelen aydınlanma ve renk açılmasının dikkat çekici olduğu gözlemlenmiştir. Bu yüzden melazma tedavilerine rutin olarak PRP uygulamaya başlanmıştır. PRP ve lazer kombinasyonu ile lekelerde daha iyi bir oranda açılma ve nükslerde azalma sağlamaktadır.

 

Solar lentigo hastalığında histolojik olarak melanosit sayısı arttığı için bazal hücre tabakası hiperpigmentedir. Bazal membran boyunca melanositlerde yuvalanma formasyonu görülmez. Melanin geniş bir aralıktaki dalga boyunu (351-1064 nm) absorbe eder. Fotomekanik etki melanositlerle birlikte oksihemoglobini hasarlayarak yüzeysel damarlarda da gerileme yaratarak eş zamanlı damarları ve melanositleri küçültürek sayıca da azaltır. Melazma tabanında arteriyal telenjiektazi bulunan bir idiyopatik hastalık olduğundan leke ve damar için kullanılan lazerlerin etkisinin ve sinerjisinin önemli olduğu çok açıktır.

PRO YELLOW LAZER KİMLERE UYGULANMAZ?

  • Hamilelerde ve emzirenlerde,
  • Tedavi alanında aktif iltihabı olanlarda,
  • Keloid gelişimi ve öyküsü olan kişilerde,
  • İzotretinoin gibi akne ilaçlarını son 6 ay içerisinde kullananlarda,
  • Kan sulandırıcı İlaç kullananlarda veya kan pıhtılaşma sorunu olanlarda,
  • Gerçekçi beklentilerin üzerinde beklentisi olan kişilerde uygulanmaz.

3D BABY FACE LAZER TEDAVİSİ NEDİR?

  • Fraksiyonel Thulium 1219 nm,
  • Fraksiyonel Pro Yellow 585 nm,
  • Fraksiyonel Erbium 1540 nm

İnsan ışığa duyarlı bir organizmadır ve ışığın dalga boylarında elde edilen spesifik tedaviler birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. En yaygın kullanılan sistemler lazer sistemleridir. Lazer tek tip üniform ışığın tek bir hedefe yönlendirildiği tedavidir.
.
585 nm sarı ışıkta hedef, damar duvarı ya da dokudaki kan (oksihemoglobulin) dır ve cildin kırmızı yüz, leke, melazma, rosa, kılcal damar gibi damarsal problemlerinde kullanılmaktadır.

Kombine uygulamalar pek çok hastalığı tedavi edebilme olanağını aynı anda sunmaktadır. Mesela hem leke hem kızarıklık hem cildinde gevşeme sorunu olan bir hastanın lekesini siler, kızarıklığını azaltır, cildini sıkılaştırır. 585 nm sarı ışık, dermisteki kollajeni de ısıtarak cilt rejuvenasyonu yani cildin yeniden yapılanması, sıkılaştırılması, mitokondriyal ATP düzeylerinin arttırılması, cildin gençleşmesi ve hücre rejenerasyonunu da DNA düzeyinde yapabilir. 585 nm sarı ışık tedavisi cilt hücrelerinin çekirdeğindeki DNA ve burada onarımı da uyarmaktadır. Yapılan çalışmalar hemen işlem sonrası uygulanan 585 sarı ışık tedavisininin yara iyileşmesini ve başka işlemlere bağlı deri yüzeyindeki morlukların geçiş süresini %80’e kadar hızlandırdığını göstermiştir. 585 nm Pro yellow lazer başka kozmetik ya da medikal işlemler sonrası oluşabilecek iz, leke gibi komplikasyon dediğimiz durumların riskini çok çok azaltır. Acı, yanma gibi işlem sonrası beklenen etkiler neredeyse hiç görülmez. Hem hekimin hem de hastanın konforunu arttırır. Hastalar işlem sonrası hemen normal hayatlarına dönerler, kapatıcı vs kullanma ihtiyacı duymazlar.

 

3D BABY FACE LAZER TEDAVİSİNİN AVANTAJLARI NEDİR?

 

Farklı dalga boylarında lazer ışınları cildin farklı tabakalarına rejüvenasyon, melanin ya da oksihemoglobini yok etmek amacıyla gönderilir. Leke, kılcal damar, melazma tedavisinin agresif tedavi edici değil yapıcı ve onarıcı yönü ön plana çıkarılır ve cilt hücrelerinin iyileşme süresi hızlanır, böylece kabuk, yara vs oluşumu görülmez. Klasik lazer sistemlerinde yara iyileşmesini hızlandıran bu şekilde bir teknoloji kombinasyonu kullanılmamıştır. Tüm sistemlerin FDA onayı olması da bir avantajdır.

 

Rozada deri ısısında artış ile birlikte koagülaz negatif stafilokokları artışının etkili olduğu da gösterilmiştir.

Roza ileri klinik evrelerinde deride kabalaşma ve sebase bezlerde büyüme yaparak rhinofima gibi estetik problemlere neden olmaktadır.

Yukardaki problemlerde farklı lazer uygulamaları ve etkinlikleri kanıtlanmıştır.

  • Lazerlerin Domedex parazitlerinin deriden uzaklaştırılmasında lazerin ısı etkisi kanıtlanmıştır.
  • Rozada yüzde kan dolaşımının azaltılması koagülaz negatif stafilokokları azaltmaktadır. Lazer deri florasını dengelemektedir.
  • Sadece kılcal damarlar değil rozada gelişen papülopüstüler döküntülerde 585 Pro yellow sarı ışık lazer son derece etkilidir.

 

3D BABY FACE LAZER TEDAVİSİNİN ROSEA’DAKİ YERİ NEDİR?

 

Rosea oluşumundaki ana etkenler pasif damarsal genişlemeye bağlı kırmızılık ve kılcal damar görülmesi, damar dışına deriye geçen inflamasyon kan ürünlerinin deride papül ve püstül oluşturmasıdır. Lazer tedavisi ile anormal yapıdaki damarsal lezyonların ortadan kaldırılması yanında deride dermiste disorganizasyonun düzeltilmesi ve kolajenin yeniden yapılandırılması ile rozase hastalarında var olan elastozisin azaltılması hedeflenmektedir.

Uygulanan birçok medikal ilaç tedavileri Rosea hastalığının sadece ataklarını tedavi eder, hastalığın tekrarını önleyemez ve yüzde kırmızılık ile kılcal damarlara ve rinofima gibi doku büyümelerine etkisi olmaz.

Kılcal damar tedavisinde önceden elektrokoter, diatermi ve son yıllarda IPL teknolojileri uygulanmaktadır. Elektrokoter ve diatermi tedavilerinde deride çökme ve renk kaybı gibi kötü yara iyileşme riski yüksektir. IPL tedavilerinin etkinliği düşüktür. Koter uygulamaları çok ağrılı bir işlemler olup iz bıraktığı için hastalar tarafından kolay tolere edilmemektedir.

Farklı lazer sistemleri Rosea’nın kılcal damarların tedavisinde kullanılmaktadır. Long Pulse Nd YAG Lazer (1064 nm), PDL (585- 595 nm), KTP (532nm)  kullanımına ait çalışmalar bulunmaktadır.

585 nm Pro yellow Lazer teknikleri ile rozase tedavisinde sadece kıcal damar ve kırmızılık yoğunluğunu azaltmakla kalmayıp, etkilenen bölgedeki kan akımının azaltılması yolu ile yüzde kızarma ve yanma ataklarının sıklığının da azaltılabileceği öne sürülmektedir. Fraksiyonel Erbium 1540 nm Lazerin bağ dokusu ve dermisi uyarıp elastin kolajen stimülasyonu yaparak iyileşmeyi arttırırken cildi gençleştirdiği ve nüksü azalttığı kanıtlanmıştır.

Yapılan lazer çalışmalarında rozase erken evrelerinde tedavi sonuçları daha başarılı ve seans sayısı daha azdır.

Tedavinin en etkin olduğu alanlar yanak ve çene iken burun kanatlarında başarı biraz daha düşüktür. Bunun nedeni yüzdeki kılcal damarlar toplardamarlara aitken burun kanadı kılcal damarları burun arterinin dallarıdır. Bu nedenle burun kanadındaki damarlar çabuk kaybolmamakta ya da sık tekrarlamaktadır.