Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Çatlak Tedavisi

Stria ya da deri çatlakları; deride dermisin destek dokularının zayıflaması ile vücudun deri gerginliğine en fazla maruz kalan alanlarında ortaya çıkan çizgi tarzında deri skarlardır. Deri çatlaklarını ”derinin genişleme kapasitesinin üzerinde gerilmesi sonucu ortaya çıkan lineer yırtılmalar” olarak da tarif edebiliriz. Çatlaklara “Striae Distensae ”, ”Stretch Marks”  gibi isimler verilmektedir. Strialarda ilk olarak riskleri iyi belilemek ve hastayı bu risk faktörleri konusunda bilinçli tedbirler almak son derece önemlidir.
Neredeyse her üç kadından birinde görülen deri çatlakları hayati risk oluşturmaz, vücut fonksiyonlarını etkilemez, buna rağmen “Çok büyük bir kozmetik kusur” olarak kabul edilmektedir. Çatlaklar medikal bir problem olmamakla birlikte özellikle kadınlarda estetik yönü ile ciddi bir problem olarak algılanmaktadır.

Hamilelik sonrası lohusalık sendromu içindeki bir kadında gevşemiş ve  çatlaklı bir bel- göbek ya da kalça- bacak derisi ciddi bir içe kapanma ve bunalım sebebi olmaktadır.
Sürekli kilo alıp vererek elastikiyet problemi olan kişilerin deri çatlaklarıyla yaşaması onların moralini daha çok bozmaktadır. Bunu alışkanlık haline getirmiş kişilere hızlı kilo alıp verme gibi (özellikle ergenlik dönemi, sporcular ve hamilelerde) durumlardan kaçınılması gerektiği hassasiyetle anlatılmalıdır.
Çatlaklar, özellikle gym ve yüzme gibi aktivetelerde, giysilerin seçiminde günümüzün modern kadını için görsel bir imaj sıkıntısı yaratmaktadır.
Daha iyi görünen bir vücuda sahip olmak uğruna kas geliştiren kişilerin bilinçsizce yapılan spor sonrası derilerinin çatlaması estetik görüntülerini daha da zedelemektedir.
Günümüzde kullanılan estetik uygulamalar  ile çatlakların neden olduğu görsel problemler azaltılabilmektedir.

Bilimsel çalışmalar özel diyetler veya egzersizlerin oluşmuş cilt çatlakları üzerinde klinik düzelme sağlamadıklarını ama yeni çatlak oluşumlarına karşı önlem almada doğru beslenmenin ve düzenli kas aktivitesinin önemli olduğunu göstermiştir.

ÇATLAK NASIL OLUŞUR?

Deri, kapladığı alan bakımından vücuttaki en büyük organdır. Tüm vücudun etrafını kaplar ve diğer organları, kemikleri ve kasları muhafaza eder. Bu organ dış dünya ile temas halinde olduğu ve koruma görevi yaptığı için elastik kabiliyete sahiptir.  Dermis katmanı %80 kolajen ve %4 elastin protein yapısındaki liflerden oluşan gözenekli bir ağ yapısına sahiptir. Derinin yapısı, korumayı ve dayanıklılığı artırsa da hızlı değişimlere karşı zayıftır. Derinin altında yer alan yağ ve kas dokusu, vücut tarafından hızlıca üretilip, tüketilebilir. Deri hücreleri buna aynı hızda cevap veremez. Aniden hacmi artan kas ya da yağ dokusu sebebiyle deri aniden gerilince hücreler arasındaki bağlarda kısmen kopmalar yaşandığından bu süreç hafif bir elastikiyet kaybından ileri düzeyde deri çatlaklarına kadar farklı şekilde sonuçlanabilir. Derinin esnek olması cildin dayanıklılığını artıran en önemli özelliği olmakla birlikte elastin lifleri hasar gördüğünde cilt daralıp gevşeyemez.

Çatlaklar cilt aniden çok fazla ve hızlı gerildiği zaman cildin 2. tabakasındaki dermis bölgesinde oluşmaktadır. Dermis bölgesindeki file şeklinde birbirine bağlı elastin fiberler kısa sürede çok fazla esnerse genetik eğilim ve doku travmasının şiddetine göre değişen sayıda kopmaktadır. Elastin liflerde hasar ve kopmalar burayı besleyen damarların ortaya çıkmasına ve kızarıklıklara neden olmaktadır. Bu yüzden çatlaklar ilk başta kırmızımsı bir renktedir. Zamanla kan damarları çekilince çatlaklar beyaz veya gri renge dönmektedir.

Çatlakların oluşma nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte birçok hipotezden bahsedilmektedir. Bunlar;

  • Mekanik etki; dokuların gerilmesi destek dokunun hasarlanmasına neden olmaktadır (gebelik, obesite, ağırlık kaldırma gibi, normal bedensel büyüme sırasında bazı anatomik alanların daha fazla gerilmeye maruz kalması gibi).
  • Genetik faktörler; Ehlers-Danlos sendromlu kadınlarda gebeliklerinde hiç cilt çatlamasının olmaması, Marfan sendromunda cilt çatlaklarının sıklığı gibi.
  • Vücutta steroid hormon seviyelerinin artışı ve bunların doku fibroblastları üzerinde yıkım etkisi; Cushing’s sendromu, topikal yada sistemik steroid tedavileri gibi
  • Immün sistem yetmezlikleri yada baskılanması durumları; gebelikte gelişen hipertansiyonda kullanılan ilaçlar, HIV ve AIDS ve tedavileri, tüberküloz ve tifo hastalıklarının tedavisi ve hastaların kaşeksi döneminde olmaları, kronik karaciğer hastalıklarında.
  • Enfeksiyon; bazı mikrop kökenli toksinlerin; striatoxin gibi salgılayarak dokuda hasar yaptığı ve bunların cilt çatlaklarına yol açtıkları

Yukardaki hipotezlerden derinin mekanik olarak gerilmesi, hormonsal değişiklikler ve deride yapısal yatkınlıklar en fazla kabul edilenlerdir.

ÇATLAKLARIN NEDENLERİ NELERDİR?

Vücut Geliştirmede Ortaya Çıkan Deri Çatlakları

Fizyolojik nedenler;

  • Gebelik
  • Ergenlik dönemi

Diğer nedenler;

  • Şişmanlık. Sadece obesite gibi kilo artışları değil kontrolsüz kilo vermelerde cilt çatlaklarına neden olmaktadır.
  • Ağırlık kaldırma gibi fiziksel aktiviteler
  • Cushing Sendromu
  • Sistemik kortikosteroid kullanımı
  • Sistemik progestron kullanımı
  • HIV ve AIDS tedavilerinde kullanılan anti‑retroviral proteaz inhibitörleri kullanımı.
  • Marfan sendromu gibi deri elastik doku defektlerinde deri çatlakları daha fazla görülmektedir.
  • Buna benzer cilt çatlaklarının daha sık görüldüğü medikal durumlar; Anorexia nervosa, Tifus ateşi, Romatoid ateşi, kronik karaciğer hastalıklar vb.
  • Cerrahi ve estetik operasyonlar sonrasında da cilt çatlakları gelişebilmektedir. Estetik olarak göğüs protezleri gibi göğüsün ölçüsel olarak büyütülme işlemlerinde, doku ekspander ile derinin gerildiği durumlarda, deri gerginliğinin zorlandığı dikiş uygulamalarında, organ nakillerinde ve kalp ameliyatlarında vb.
  • Tüberküloz tedavilerinde kullanılan ilaçlar, doğum kontrol ilaçları ve nöroleptik ilaçların kullanımında cilt çatlaklarının geliştiğini görmekteyiz.
  • Vücut sebum salgısı fazla olanlarda ve atopik dermatitiste cilt çatlaklarının daha fazla geliştiği gösterilmiştir.
  • Ergenlik döneminde vücudun hızlı gelişim süreci cilt çatlaklarının gelişimine neden olmaktadır.
  • Vücut geliştirme yada jimnastik gibi deri elastikiyetinin çok zorlandığı sporlarla uğraşanlarda cilt çatlakları gelişebilmektedir.
  • Cilt çatlakları idiopatik yani hiçbir neden bulunmadan da gelişebilmektedir.

Özetlenecek olursa şu fizyolojik dönemlerde ve  aşağıda belirtilen nedenlerle çatlak oluşumunun daha sık olduğu görülür:

  • Ergenlik
  • Hamilelik
  • Yaşlılık
  • Derinin hassas ve ince olması
  • Kısa zamanda aşırı kilo alıp kilo verme
  • Kontrolsüz vücut geliştirme
  • Hormonal değişimler
  • Dengesiz ve yanlış beslenme

vucut-gelistirme-catlak.jpg

 

ÇATLAK OLUŞUMUNDA TEMEL PATOLOJİ NEDİR?

Çatlaklarında temel patolojinin derinin dermis tabakasında destek dokuyu oluşturan hücre dışı ağ yapısından; elastin başta olmak üzere fibronectin ve kolajenden kaynaklandığı tıbbi çalışmalar ve literatürler ile kanıtlanmıştır.  Biyokimyasal mekanizmada dermiste mast hücrelerinden salgınan sitokinlerin elastinde elastolizise (elastinin parçalanması) neden oldukları, yeni kolajen ve fibronektin yapımının azaldığı, kolajenler arasındaki çapraz bağlarının zayıfladığı görülmektedir.

Cilt çatlaklarında derideki değişimler ise strianın klinik olarak erken ve geç evrede olup olmasına göre değişmektedir. Striaların erken klinik evresinde derin ve yüzeysel damarlarda genişleme ve çevresinde lenfatik hücrelerin yoğun olduğunu görmekteyiz. Çoğu zamanlar bunların eosinofil olduğu da saptanmıştır. Stria klinik olarak olgunlaştığında lenfatik hücreler sadece venüllerin çevresindedir. Aşağıdaki resimlerde gösterildiği gibi elastik fiber sayıları artmış ve gurular oluşturdukları görülmektedir. Kollajen bantlarda azalmıştır. Klinik olara ileri dönemlerde epidermis incelmekte ve düzleşmektedir.

ÇATLAK ONARIMI HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR?

Cilt çatlakları belli bölgelerde oluşmaktadır. Bu bölgeler vücudun elma mı armut mu olduğu ve çatlağın hangi dönemde hangi sebeple oluştuğuna göre değişmektedir.

Elma model vücutlarda:

Göbek

Bel

Kol

Memeler

Sırtın alt kısmı

Armut model vücutlarda:

Popo

Basen

Bacak

Vücudun belli bir esneme kapasitesi vardır. Esneme ve daralma hali kapasiteyi aştığında dokular çatlak alarmı verir. Çatlaklar  görülmektedir. Kilo alıp verildiği zaman en çok hangi bölgelerde değişim yaşanıyorsa o bölgede derinin gevşeyip gerilmesi daha sık olmaktadır. Doğal olarak da en çok çatlaklar sıklıkla vücutta değişimin en fazla olduğu bölgelerde oluşmaktadır. Bu sebeple çatlak onarımı için yapılan estetik ve kozmetik işlemler genellikle bu bölgelere uygulanmaktadır.

Erkeklere nazaran kadınlarda biraz daha fazla görülen bir sorun olmakla birlikte erkeklerde de çatlak problemine rastlanır. Özellikle body building yapan erkeklerde omuz, memeler, sırt gibi çatlakların problem olduğu bölgelere de çatlak onarım tedavisi uygulanabilmektedir.

Kadınlarda çatlak görülme sıklığı erkeklerden 2.5 kat fazladır. Kadınlarda çatlakların önemli bir kısmı hamilelik sürecinde meydana gelmektedir. Bu çatlaklar kalıcıdır ve kendiliğinden geçmez. Genellikle görüntü dışında çatlakların olumsuz bir etkisi olmadığı söylenebilir. Gebelerde “striae gravidarum” olarak tanımlanır ve gebeliğin 4-6 aynında başlamakta ve gebelik sonlana kadar devam etmektedir. Ayrıca çoklu gebelikler, erken gebelik yaşı, bebeğin kilosu, amniyon suyunun fazlalığı gibi diğer faktörlerde etkili olmaktadır.

 

ÇATLAK GÖRÜNÜMÜ KAÇ EVRE OLARAK SINIFLADIRILIR?

Cilt çatlaklarında klinik değerlendirme, tedavinin seçimi ve takibinde aşağıdaki klinik sınıflama kullanılmaktadır.

Evre I ; yeni başlamış cilt çatlaklarıdır. İnflamasyonlu ve genellikle canlı kırmızı-pembe renkte görünmektedir.

Evre II a;  artık beyaz renkte cilt çatlaklarıdır. Striada açılma yok. Bunun anlamı strianın kenarlarında dışa çekildiğinde deride açılma olmasıdır. Cilt çatlağı elle muayene edildiğinde deride çökme-depresyonda yok

Evre II b; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma  yok ancak muayenede elle hissedilebilen depresyon bulunmaktadır.

Evre III a; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma 1 cm den az. Çatlak içerisinde derin incimsi çizgilenme yok.

Evre III b; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma 1 cm den az.  Ancak çatlak içerisinde derin incimsi çizgilenme var.

Evre IV   ; cilt çatlağı beyaz renkte, striada açılma 1 cm den fazla. Çatlak içerisinde derin incemsi çizgilenme var yada yok.

Klinik görünümlerinde renklerine ve yaşlarına göre 2 çatlak formu tanımlanmıştır:

  • Striae rubra: İlk evre olarak adlandırılan dönemde çatlakların görünümü çok belirgin olmamaktadır. Bu evrede meydana gelen çatlaklar deri rengine oldukça yakın, pembemsidir. Cilt çatlakları başlangıçta  pembe – kırmızı göründükleri için kırmızı anlamına gelen “striae rubrae-SR” olarak tanımlanmaktadır. Daha sonra bu renk solmakta ve sanki deride bir kırışıklık hatta bir skar gibi görünmekte ve beyaz anlamında ”striae albae-SA” olarak tanımlanmaktadır.
  • Striae alba: İkinci evrede ise çatlaklar derinleşmiş ve yerleşmiştir. Renkleri daha beyazımsı veya gridir.

ÇATLAK TEDAVİSİNDE HEDEFLENENLER NELERDİR ?

  • Dermal kolajen yapımının fibroblastik aktivitenin arttırılması
  • Derideki damarsal yapıların azaltılması (özellikle erken dönemdeki deri çatlaklarında, stria rubra-SR)
  • Deri yüzey düzensizliklerinin azaltılması
  • Azalmış deri pigmentasyonunun arttırılması (özellikle stria alba-SA gibi beyazlaşmış deri çatlaklarında)
  • Deri elastikiyetinin arttırılması
  • Hücresel çoğalmanın düzenlenmesi
  • Deri hidrasyonunun arttırılması
  • Deride inflamasyonun azaltılması

ÇATLAK TEDAVİSİNDE DESTEKLEYİCİ TOPİKAL UYGULAMALAR NELERDİR ?

 

Trofolastin (Centella asiatica); Fibroblastları aktive etmekte ve glukokortikoid antagonisti olarak etki göstermektedir.  Özellikle kadınlarda gebelikte karın, göğüs, kalçaya kullanıldığında cilt çatlaklarının gelişimini ileri sürülmektedir.

Topikal Silikon Jel; Cilt çatlaklarında daha hızlı iyileşme süreci için kullanılmaktadır.

Topikal Hyaluronik asit (Verum); Gebelerde koruyucu amaçla (proflaktik) kullanılmaktadır.

Kakao, zeytin, argan, susam ve badem yağları; Gebelerde koruyucu amaçl (proflaktik) kullanılmaktadır.

Alphastria; Krem formu hyaluronik asit, allantoin, vitamin A, vitamin E ve dexpanthenol içermektedir. Gebelikte kullanımının koruyucu olarak (proflaktik) diğerlerinden daha etkili olduğu gösterilmiştir.

Meyve asitleri ve peelingler; 20%glikolik asit, 10% triklorasetik asit (TCA), % askorbik asit(Vit C), 2% çinko sülfat, 0.5% tirozin kullanılmıştır. 20% glikolik asit + 0.05% tretinoin + 10% L-askorbik asit10% + triklorasetik asit (TCA) kombinasyonunun çatlaklarda etkili olduğu görülmüş ve sıklıkla kullanılmıştır. Bunlar içerisinde tek başına topikal kullanımında en etkili olanın %35 TCA olduğu gösterilmiştir. Glikolik asit ve trikloasetik asit (TCA) cilt çatlaklarında kolajen sentezi için sıklıkla kombine kullanılmıştır. Tek başına 70% glikolik asit cilt çatlaklarında düzenli olarak 3-6 ay kullanıldığında etkili olduğu gösterilmiştir.

 

  • Bu yöntemde 1. basamakta etkinliği arttırmak için Radyofrekanslı Fraksiyonnel CO2 Lazer ile ablasyon önerilmektedir.
  • TCA’ den sonra içerisinde yağ asitleri (palmitik ve stearik asit vb), vitaminlerden; C, E ve H, tretionin, oligo-elementler (selenium, silicium ve methionine) içeren krem sürülmesi önerilmekte ve plastik oklüzyon(kapama) yapılmaktadır. Uygulama sonrası 8 saatte inflamasyon olmaktadır. En son kapama sonrası 24-36 saatlerde ödem maksimum olmaktadır.
  • Geniş strialarda  Bismut; Septol, Dermatol, Dervanol aromalı toz serpilebilir.
  • İyileşme 3-5 günde olmaktadır.
  • Uygulama seans aralıkları 1 aydır.
  • Yapılan çalışmalarda el masajının da etkinliği çok arttırdığı görüldüğünden bu konuda da özen gösterilmelidir.

ÇATLAK TEDAVİSİ KİMLERE UYGULANMAZ ?

  1. Hamilelere
  2. Hamilelik ihtimali olanlara
  3. Kanser hastalarına
  4. Herpes (uçuk) olan hastalara
  5. İşlemin yapılacağı bölgede enfeksiyonu olan hastalara
  6. Sivilcelere yönelik uygulanan tedaviler üzerinden 6 aydan az süre geçmiş olan hastalara
  7. Uygulamada risk oluşturabilecek bazı ilaç ve hormon tedavilerine devam eden hastalara

yapılması sakıncalı bir durum oluşturmakta ve bu sebeple tedavi yöntemleri bu tür sağlık problemlerine sahip kişilere uygulanmamaktadır.

DERİDE ÇATLAKLARI ÖNLEMEK İÇİN NELER YAPILMALIDIR ?

Deri çatlaklarını dert etmeyin!

 

Derinizin nem seviyesi yüksek tutulmalıdır. Ani kilo artışı durumunda derinin nem seviyesi düşer. Nemi düşen deri, daha çabuk çatlak oluşturmaktadır. Çatlakları önlemek için bol su tüketmektir. Günlük8-10 bardak su tüketimi deri çatlaklarını önlemeye yardımcı olmaktadır.

Vitamin desteği önemlidir. Vitaminler sayesinde derinin değişime adapte olma hızı yükselecektir. A vitamini, E vitamini ve mineral yönünden zengin besinler tüketmek ya da bunları ek besin takviyesi olarak supplement şeklinde almak da faydalı olacaktır. A vitamini cilt dokusunu onarmaktadır. Yüksek A vitamini içeren gıdalar şunlardır: Havuç, marul, kavun, Kırmızı biber, tuna balığı, mango, domates, maydonoz, salça vs… E vitamini cilt hücre zarlarını korumaktadır. Yüksek E vitamini içerenn gıdalar şunlardır: Fındık, Yer fıstığı, badem, ayçekirdeği, salça, ıspanak vs…

Faydalı yağlar tüketilmelidir. Bu yağların başında balık yağı ve zeytinyağı gelmektedir. Balık yağında bolca bulunan Omega-3 yağ asitleri diğer organlar için olduğu gibi deri için de çok faydalıdır. Derinin nem seviyesini ve esnekliğini düzenleyerek çatlak oluşumunu engellemeye yardımcı olmaktadır. Omega 3 yağ asitleri hücre zarlarının sağlığı için gereklidir ve derinin esnekliğini arttırır: Somon, levrek, balık yağı, keten tohumu ve ceviz gibi gıdalarda bulunur.

Mineral tüketimi önemlidir. Özellikle çinko, deri sağlığı için faydalıdır. Çinko içeren besinlerin bol tüketilmesi önerilmektedir. Çinko kolajen üretiminde rol alarak cildin yapısını korumaktadır. Midye, kırmızı et, ıspanak, kabak çekirdeği, kaju, ay çekirdeği gibi gıdalarda bulunur.

Güneş, çatlaklar için faydalıdır. Güneş ışınları kolajen sentezini uyararak deri hücrelerini yenilemekte ve çatlakların bir miktar düzelmesi için katkıda bulunabilmektedir. Güneşlenirken derinin kurumamasına özen gösterilmelidir. Çatlakların olduğu bölgeler besleyici ve onarıcı özellikteki ürünler ile nemlendirilmelidir.

Masaj, kan dolaşımını ve cilt onarımını hızlandırır. Çatlaklı bölgeye düzenli masaj yapılmalıdır.

çatlak

Vücut geliştiriciler başlangıçta (bulk dönemi) bir hacim genişlemesi yaşarlar. Deri bu değişim karşısında adapte olamadığında genellikle deride çatlaklar meydana gelmektedir. Hızlı kilo alınmamalıdır. Ağırlık çalışması yaparken kilo alınan ve derinin gerildiği bölgeler sıcak tutulmalıdır. Ön kol kaslarında ve omuz ile göğüs bağlantısında meydana gelen çatlaklar kıyafet ile sıcak tutularak engellenebilir.

cilt-yirtilmasi.jpg

Ağırlık antrenmanı yapıldığı zaman kaslar şişerken kaslardaki kan akışı hızlanır ve bu gerilime uzun süre maruz kalması çatlak oluşturur. Spor sonrasında sonrasında kasları esnetme hareketleri yapılmalıdır. Esneme hareketleri ile kaslar gevşeyecek ve kann akımı düzenlenecektir. Böylece derideki gerilme en aza indirilmiş olacaktır.

Çok ağır idmanlardan, stereoid ya da doping gibi ilaçlardan uzak durulmalıdır. Bu ilaçlar anabolik etkiyi artıracağı için çatlak oluşumunu tetiklemektedir. Bu ilaçların diğer organlara da zarar verdiği unutulmamalıdır.

deri-catlagi.jpg

ÇATLAK ONARIMI İÇİN EN SIK KULLANILAN  SİSTEM NEDİR?

Oluşmuş çatlaklar hiçbir tedavi yöntemi ile tamamen geçmez. Başlangıçta ince ve kalın, yüzeyel ve derin şeritler halindeki kırmızı çatlak görüntüsü bir süre sonra morumtırak bir renk alır, sonra beyazlaşır ve deri normal rengine kavuşur ancak çatlak izi kalıcıdır. Bu nedenle çatlak tedavisindeki asıl amaç çatlaklı görünümü en aza indirmektir. Skar dokularında olduğu gibi hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın bir miktar nedbe dokusu kalır ve cilt hiçbir zaman ilk hali gibi olamaz. Hedef, çatlakları daha dar ve silik göstermek ve uygulama yapılan bölgede cilt germe etkisi yaratmaktır.
Çatlak tedavisindeki asıl amaç çatlaklı bölgedeki deri sıkılığını genel olarak arttırmaktır. Çatlak çizgileri boyunca renk tonu eşitlemesi ve fibroblast stimülasyonu için ekstra lineer formda çalışılması çok daha idealdir. Dermostria vücudun naturel onarım mekanizmalarını harekete geçiren bir sistem olduğu için son derece etkili, güvenli ve zararsız bir yöntemdir, gündelik aktiviteyi etkilememektedir. Uygulama sonrasında ciltte kabuklanma ya da lekelenme gibi yan etkiler oluşmamaktadır. Dermostria, yüksek asidite oranı yerine düşük bir kimyasal uyarıyla çalışmaktadır bu da yan etki görülmesine engel olmaktadır. Dermostria, masaj ile kan dolaşımı ve bağ dokusu uyarımı yaparak cildin sıkılığını arttırırken cilt yapısını da gençleştirmektedir.

DERMOSTRİA ÇATLAK ONARIMI BASAMAKLARI NELERDİR?

  1. Uygulama bölgesi cilt dezenfektanı ile temizlenir.
  2. Kaygalığı ve nemi arttırmak için yağ içermeyen yenileyici özellikte bir jel uygulanır.
  3. Dolaşımı arttırmak için çatlakları içeren tüm bölgeye vakum masaj uygulanır.
  4. Masaj sonrası belirginleşen çatlaklar üzerine peeling solusyonu uygulanır.
  5. Fibroblastik aktivite ve kolajen sentezini uyarmak için tüm bölgeye onarıcı özellikte bir krem uygulanır.
  6. Çatlaklar üzerinden özel vakum başlıkla renk bordo kırmızıya dönene kadar geçilir.
  7. Çatlaklı bölge tekrar dezenfekte edilir.
  8. Tedavi besleyici krem ile el masajı yapılarak tamamlanır.

DERMOSTRİA ÇATLAK ONARIMI NASIL YAPILIR?

Cilt çatlağı onarımı vücudun naturel onarım sisteminden faydalanılarak yapılmaktadır. Çatlakların bulunduğu bölgede öncelikle vakum masaj yapılarak doku uyarılmaktadır. Ardından peeling solusyonu çatlak hattı boyunca yedirilmelidir. Kimyasal içeriğinde asit oranı düşük peelingler tercih edilmelidir. Çatlakların olduğu bölgelerde kontrollü bir hasar hedeflenmelidir. Bu esnada hasarlı derinin yara iyileşme mekanizması uyarılarak kendini yenileme özelliği harekete geçmektedir. Çatlak onarım sistemlerinin temel prensibi şudur: Vücut tedavi esnasında aldığı hasarı iyileştirirken, aynı zamanda deforme edilen çatlakları da iyileştirmektedir.

DERMOSTRİA ONARIMI ACILI BİR UYGULAMA MIDIR?

Lazer ile yapılan çatlak tedavilerinde olduğu gibi soğuk hava üfleyen yardımcı aparatlara ya da  anestezik kremlere gerek yoktur. Tedavi sırasında hissedilen acıdan ziyade gıdıklanma ve karıncalanmadir.

DERMOSTRİA ÇATLAK TEDAVİSİ KAÇ SEANS YAPILIR ?

Çatlakların miktarına ve evresine göre önerilen seans sayısı değişmektedir. Tek seans sonucu oldukça tatminkar olacağından ilk uygulamadan sonraki 1. ay kontrol seansında bunu belirlemek daha doğru olacaktır.  Uygulama süresi ise çatlakların sayısına ve çatlaklı alanının büyüklüğüne göre değişmekle birlikte ortalama 30 dakika ile 1 saat arasındadır.kşli Evde uzmana danışarak çatlak giderici-önleyici, besleyici ve hücre yenileyici kremler kullanılmalıdır. Yapılan uygulamadan sonra uygulama bölgesinin sudan 1 gün; güneşten 1 hafta boyunca korunması çok önemlidir.

ÇATLAK ONARIMI İÇİN KULLANILAN DİĞER SİSTEMLER NELERDİR?

Vücut çatlaklarında kullanılan diğer onarım sistemleri şu şekildedir:

  1. Dermaroller

Dermoroller adı verilen ve silindir şeklinde olan bir alet, bu tedavinin temelini oluşturur. Bu yöntemde çatlakların olduğu bölgeye yıldız şeklinde bir uygulama yapılır ve bu 4-8 defa gerçekleştirilir. Söz konusu işlem esnasında mikro kanallar açılır. Böylece derinin kendisini yenileme süreci hızlandırılır ve desteklenir.

  1. Lazer Tedavileri

Eğer çatlaklar kırmızı ve pembe renkteyse 585 nm proyellow lazer, çatlaklar beyaz ise 10600 nm radyofrekanslı fraksiyonel CO2  lazer tercih edilir. Proyellow 585 nm lazer kırmızımsı çatlaklarda damarsal lezyonları beyazlaştırır. 1540 nm Erbium lazer fibroblast uyarımı yaptığı için her iki durumda da kombine olarak kullanılabilir. Lazerlerin farklı etki mekanizmalarına sahip olmaları tedavi sonucunun daha tatmin edici olmasına neden olur. Çatlak tedavisinde sıklıkla Ablative Fraksiyonel CO2 10,600 nm lazer, Nonablative fraksiyonel Er:YAG 1540 nm lazer,  Proyellow 585 nm lazer kombine kullanılmaktadır.

BLOG